--There workers work 60 hours a week, and they are paid under the table. --He says President ..., when he was the mayor of the Capital, watched as millions of dollars were paid under the table to finance his political party.
Açıklama:
Bu deyim daha çok para alış verişleriyle ilgili olarak kullanılmaktadır. Deyim, bu alış verişlerdeki usülsüzlüğe, yasadışılığa, vb. dikakti çeker. Örneğin gümrük vergisinden kaçınmak için mal bedelini fatura üzerinde düşük gösterip gerçek bedeli özel hesaplara transfer etmek, bu tür 'under the table' bir işlemdir.